Acaba Aşktan Uzaklaştığımız İçin mi?

Acaba Aşktan Uzaklaştığımız İçin mi?

 

Yirmi yıldır sorduğum soru şu: Yazarlık serüvenimin de bir anlamda temelindeki sorunu olan soru! Aslında daha öncesi de var ama, tam yirmi yıl önce bugünlerde (Şubat 1991) yayınlanan ve yazarlığımda bir hat değiştirme, yeni bir evreye geçiş olan Bir Aşk Denemesi adlı kitabımla somutlanan, yüzeye çıkan sorun ya da soru! Evet, şöyle:

 

“İnsanoğlu acaba aşktan dolayısıyla şiirden uzaklaştığı için mi, bu kadar şiddete düştü, bunca savaşa büründü, bunca mülkiyet ve iktidar hırsıyla yanar oldu; yoksa, bunca şiddete düştüğü için, bunca savaşa büründüğü için, bunca mülkiyet ve iktidar hırsıyla yandığı için mi, aşktan dolayısıyla şiirden uzaklaştı?”

 

Metaforik olarak dile gelen bu soruyu bir fantazya olarak kabul edebilirsiniz ama benim için gerçektir ve önce politikacılara sormak gerekir. Sizce doğru yanıtı bulabilirler mi?

Başta bizim politikacılar olmak üzere, yeryüzündeki tüm politikacılara, tüm iktidar sahiplerine aşk hakkında biraz kafa yormalarını, düşünmelerini öneririm. Bazen de –pek olur mu bilmem ama– aşkı yüreklerinde duyumsamalarını ve aşka ilişkin okumalarını dilerim.

ÖrneğinAşk-ı Memnu’yu (diziyi izlemek değil) okumalarını, Eylül’ü, Kürk Mantolu Madonna’yı, Huzur’u, Ağrı Dağı Efsanesi’ni, Kırmızı ve Siyah’ı, Anna Karanina’yı, Cyrano de Bergerac’ı okumalarını; Aşkın En Güzel Tarihi’ni ve daha binlercesini okumalarını öneririm.

Aşkın saf bir hali vardır her şeye karşın; âşık olduğunuzda sizi değiştirir. Cimri bir insanı, daha az cimri yapabilir; öfkeli birini, örneğin sert bir öğretmeni, öğrencilerine karşı daha yumuşak, sevecen yapabilir. Uyumsuz biri, komşularıyla, çevresiyle daha uyumlu bir hale gelebilir; ketum biri, daha paylaşımcı olabilir, bencil biri az da olsa özgeci davranabilir.

Tüm bunlar aşkın, yaşamın olumlanmasına yol açan güzellikleridir. Kuşkusuz, kıskançlık, aşırı tutku ve bağımlılık, takıntı gibi yanları da vardır ve kişiliğe göre de değişebilir, tabii ki!

Ama, özcesi yaşamı olumlar aşk, o kendine özgü arı haliyle…

Bir yanıyla da aşk, özgürlüktür. Aşk öylesine bir duygu durumu, atmosferidir ki bana göre insan âşık olduğunda, kendini en üst düzeyde gerçekleştirir. Böylesine üstgerçekleştirme de ucu bucağı belli olmayan varoluşsal bir özgürlüktür.

 

(Faruk Şüyün’ün düzenlediği “Yalnızlar Rıhtımı” başlıklı toplantıdaki konuşma, 7.02.2011, Akadlar Kültür Merkezi.)

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş