Artık Yok Merdivenler

ARTIK YOK MERDİVENLER

 

On bir yıl inip çıktım o merdivenlerden, şimdi yoklar! Şu mehtaplı kış gecesinde, tam da ayın karşısında eve dönmenin zamanı; ya da gün içi evden dışarı adımımı atar atmaz, başlayan merdivenler... artık yoklar.

Şimdi o sokakta oturmuyorum, iki sokak aşağıya taşındım birkaç ay önce; ne var ki sokağa çıkar çıkmaz aklıma düşüveriyor, yıllarca çıkıp indiğim, benim gibi her gün yüzlerce insanın çıkıp indiği merdivenler.

Tam da Gümüşsuyu’dan aşağıya bırakmışsınız kendinizi, sağa inen o sokaklardan biri işte: Beytülmalcı Sokağı. Merdivenli sokak. Yüzün üstündeydi basamakları. Bittiği yerde bir başka sokakla, Emek Sokağı ile kesişir, sonra kıvrılarak Kabataş-Setüstü’ne kadar uzanır; ki vapur kullanan birçok “yolcu”, o merdivenlerden inerdi hızlı hızlı, sefer saati yaklaştıkça.

Ancak, artık merdivenler yok!

Mahalleli çılgına dönmüş. Bir kampanya başlattı, basına da yansıdı; haklı olarak “tarihi”ni geri istiyor!

Peki neden oldu tüm bunlar, o merdivenler nasıl ve niçin yok edildi?

Zaten birkaç yıldır bir otel yapılmaktaydı ve bizim merdivenlerimizin yarısı da işgal edilmişti. İşin en acı yanı da, yıllardır merdivenleri onarmayı (azıcık da olsa) Belediye “akıl edememişti”. Ne hikmetse!

Oysa bu yörenin mimari dokusudur merdivenli sokaklar. Nasıl oldu da, birkaç ay önce eski Japon Konsolosluğu’nun yanından aşağıya inen merdivenlerin yarısını onarma inceliğini gösterdiler. Beytülmalcı’nın bitişiği, kardeş sokak yani. Sanırım Belediye onardı; yoksa çok mu iyi niyetliyim?

 

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak

Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

 

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta

Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

 

Her çıkışımda aklıma gelen dizeler. Ahmet Haşim’in ünlü “Merdiven” şiirinin ilk yarısı. Aslında son iki dizeyi de doğru dürüst anımsayamam. Ne hikmetse “şiir belleği”m hiç yoktur; çok yazık, çünkü ne güçlü bir şiirimiz vardır!

“Merdiven” ortaöğrenimde, lisede bize uzun uzun anlatılmıştır. Ama sanırım, daha çok babamın Haşim’i sevmesinden dolayı belleğimde (yarım yamalak da olsa) yer etmiştir. Gerçi onun da benim gibi belleği zayıftı; sık sık şiirin yukarıda alıntıladığım ilk yarısını okurdu. Galiba o da son iki dizeyi tam anımsayamazdı! Belli ki babama çekmişim.

Dönelim bizim sokağa, kısa bir süre Ahmet Hamdi Tanpınar da oturmuş; ancak o ev şimdi yok, merdivenlerin olmadığı gibi. Otelin uğruna zaten hiç bakmadıkları, onarmadıkları merdivenler, altyapı çalışması diye, iş makinalarıyla yok edildi. Şimdi toprak bir çıkış ya da iniş.

Çeşitli söylentiler de var; merdivenlerin üst kısmı eskisi gibi olacakmış da alt kısmı araç yolu olacakmış. Otelin garajına giriş de oradan yapılacakmış. Hatta bu, pazarlık konusu da olmuş. Ömer Avni Mahallesi (ki bizim mahalle) Muhtarlığı öncü, elinden gelini yapıyor, merdivenleri geri almak için.

Özcesi benim sorularım da şöyle: Niye oraya otel izni veriyorsunuz ya da bu kadar büyük bir yapıya izin veriyorsunuz? Orasının mahalle arası olduğunu göremiyor musunuz? O merdivenlerin, bu bölgenin –kaldı ki İstanbul’un da– tarihi dokusu olduğunu bilmiyor musunuz?

Eski otelin yeri daha küçüktü ve ana caddeyle sınırlıydı. Arka tarafındaki yani merdivenlerin hemen yanıdaki arsa da otele katıldı. Yıllardır kafamızı, cumartesi pazar demeden şişirdiler, inşaat hiç bitmedi! Yetmiyormuş gibi merdivenler de elimizden alınıyor.

Yoksa ben yanılıyorum da şu ünlü altyapı çalışması bittikten sonra, merdivenlerimiz yenilenmiş bir halde, temiz, düzgün hatta ortasına hem yaşlılar ve engelliler için hem karlı havalar için bir tutunma çubuğu da yapılmış olarak “hizmete” açılacak!

Mahalleli, ben, özellikle sokağın başındaki çıldırmak ve iflas etmek üzere olan dükkân sahipleri, hepimiz rahatlayacağız. Hatta çıkarken, niye olmasın inerken de Haşim’in ünlü dizelerini mırıldanacağız.

Yoksa bir rüya mı?

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş