Başlamak

Başlamak

 

Fecir bu olmalı, karşı tarafın bulutları kızıl bir şerit, martılar

ve kargalar işe başladı, eski bir arabalı vapur ki karabatak imgesi,

sefere katılmak için iskeleden kalkıyor, İstanbul yavaş yavaş güne

başlıyor. Ay ile Venüs, ayın hilâl hali ve Venüs bir iz sürücü, açılan

mavilikte yol alıyor, arabalı vapur kayıyor mavinin sâkinliğinde,

bir tanımsızlık hali, sözcükler yetmiyor ya da benimki yetmiyor,

uyku tutmaması ne güzel!

Işıklar teker teker sönüyor, Ada karşıda yükselen bir tepe, bu

Kınalıada, ardında kara bulutlar, küçük balıkçı tekneleri Kız

Kulesi’ne doğru, av zamanı, vapurlar, motorlar işgününün habercisi,

sesler giderek artıyor ve Ay ile Venüs hâlâ açık mavide. Bir

tanker ağır ağır ilerliyor, koca bir kütle, sular şimdi gri mavi, bu

Boğaz’ın sabah mavisi, Çamlıca tepeleri iyice belirginleşti, birazdan

güneş kendini gösterir, vapurlar, motorlar artık yolcusuyla;

martılar ve kargalar zamanı çalıştırıyor.

 

İçte Sıkıntı

Sonunda başlayabildim, kaç zamandır tasarlanan bir

kitap. Aslında kitabın hayalini kurmak, kafamın içinde canlandırmak,

satırları, yazacaklarımı, birden zihnimde canlanan

imgeleri, yatağın içinde dönerken, unutur muyum kalkıp

yazsam, dediğim şiirsel buluşları; evin içinde şu bu işleri

yaparken, birden düşünce evrenimi eline geçiren fikirleri,

ânları, sözleri... seviyorum!

 

(İstanbul’da Mavi Bir Tereddüt, Literatür yay. Nisan 2013)

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş