Bulutların Ardındaki

Bulutların Ardındaki

 

En güzel çiçek yeryüzünde sevgidir, hiç kuşkusuz; birinin ötekine gururla beslediği. Sevgiyi gerçekten duyumsuyorsak, yüreğimizin derinliklerinde duyumsuyorsak, ne mutlu bize. 

Çünkü en büyük barıştır bu; sevgi, özcesi.

Belki çok bildik ama özlü sözdür doğrusu: Bir insanı sevmekle başlar her şey.

Sevgiyi yitirdiğimizde, her türlü kötülük de peşi sıra gelir. Sevgi aslında savaşa karşı olan en güçlü bir dünya görüşüdür.

Aşk gibi.

En büyük aşklar, tutkunun, coşkunun ve sevmenin, ama öyle böyle sevme değil, ölesiye sevmenin birlikteliğidir.

Aslında insan "sevgi"yi yitirdi önce; tüm bu savaşlar, tüm bu cinayetler, kavgalar, iktidar savaşımları bu yüzden değil mi? İnsan sevgiyi yitirdiği için de, öteki insani değerler gibi, zaten hep bunu yazmıyor muyuz, aşk da yitirildi.

Her yitirilen değer, ne hikmetse, –kimileri tarafından– hep küçümsendi.

Sanki özenle bezenle yeşertmeye çalıştığımız erdem, etik, sevgi, aşk, barış, hoşgörü gibi değerler, çağa uygun düşmüyormuş gibi, hep küçümsendi!

Neden?

Edebiyat da yitirilen değerler arasında değil mi?

Mutsuz bir yazının satırları gibi gelebilir tüm bu yazdıklarım.

Ne kadar zorsa yaşadığımız ülkede mutlu olmak, yine de insan bir mucizeye –ki bazen bir rastlantıdır bu, bir sokağın başındaki bir rastlantı– inanır ve onu bekler.

Çünkü bu sözcüklerin yazıya döküldüğün ân/ânlar –bulutların ardında da olsa– dolunaylı bir gecededir.

 Ben Hep Seni Yazdım, Özgür yay. 2008


 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş