Burada Kadın Yok Değil mi?

“pazartesi yazıları”

Burada Kadın Yok Değil mi?!

 

Birkaç gün önce “aşüfte rezaleti” yaşandı, sonu şimdilik “tatlıya bağlandı”. Bilindiği gibi, TRT Genel Müdürü şarkıcı Rojin için söylemişti bu sözü, sonra sanatçıdan ve kamuoyundan özür diledi. Dilemesi gerekiyordu, diledi; ancak söylememesi gerekiyordu, söyledi!

Özür dilemesi de belli ki Başbakan’dan kaynaklanıyor; yukarıdan baskı geldi Genel Müdür de özür diledi. Olaya tepki gösteren Başbakan da, Başbakan Yardımcısı da, hatta Başbakan’ın Eşi de Rojin’i arayıp üzüntülerini ifade etmiş. Çok işi yapmışlar. Belki Genel Müdür de bir süre sonra “gidici”! Gerçi kolay değildir, TRT Genel Müdürü’nü görevden almak ama yine de bunun bazı zamanlarda çok kolay gerçekleştiğini gördük. Ben de Rojin’e geçmiş olsun diliyorum.

 

***

Düşündürücü bu olayın bir-iki noktası da oldukça “tuhaf”! Birincisi, basında sık sık yazıldı tekrar etmek istemiyorum, Taraf yazarı Orhan Miroğlu’nun sorusu üzerine yukarıdaki ağır hakareti etmiş ve “Benim üslubum böyle” demiş Genel Müdür! Doğurusu güzel bir üslup!

Rezaleti internet ortamından izledim; (yanılmıyorsam) hükümetin tepesinden tepkiler gelmeden önce, şöyle bir haber okudum Taraf’ta:

 

“TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in birkaç gün önce düzenlenen, gazeteci ve akademisyenlerin katıldığı bir toplantıda sanatçı Rojin hakkında ‘aşüfte kadın’ sözünü kullanması üzerine görüşüne başvurduğumuz TRT yetkilisi, haber için sert ifadeler kullandı. ‘Haberi dün yapıyorsunuz, bugün saat 16.30’da arıyorsunuz’ diyen yetkili, ‘Taraf ’a ciddi bir tazminat davası açacağız’ diyerek tehdit etti. Tehdidini, ‘14 tane kanalımız var. Yarın çıksak “Taraf, Amerikancıdır” desek olur mu’ diyerek sürdüren yetkili, “Haberi yapan kişi, haberin altına imzasını atamamış’ dedi.
(..) Yetkili, açıklama yapıp yapmayacakları konusunda, ‘Açıklamayı Orhan Miroğlu’na sorun, o yapsın. Haberi yaparken bizi aramanız lazımdı. Toplantıya davetli bile olmadan katılan Orhan Miroğlu yazdırmış haberi. Gün içerisinde haberi yalanlayacağız derken damağımız kurudu. Açıklama filan yapmayacağız’ ifadelerini kullandı.”

 

Şimdi çok merak ediyorum o yetkili kim! Bu sözleri söyledikten sonra Genel Müdür “Maksadı çok aştım, özür dilerim” diye açıklama yapıyor, hükümetin en yetkili iki ağzından tepki geliyor. “Afüşte” sözünü sarf ettikten sonraki Genel Müdür’ün “Benim üslubum böyle”sini bir kez daha anımsatmaya gerek var mı?!

 

***

Başka şaşkınlık uyandıran nokta da, Genel Müdür “Afüşte kadın” demeden önce, etrafına sormuş “Burada Kadın Yok Değil mi?” Kendince kibarlık mı yapıyor, “ahlakçı” mı oluyor? Bu sözü, bu davranışı, bu zihniyeti açıklamaya sözcükler de yetmez. Bence bu sözler ve zihniyet “afüşte”den daha beter.  Olduğu gibi tutucu ataerkil bir zihniyet ve bağnaz eril bir söylem. 21. yüzyılda insanoğlu, bu söylemden kurtulmalı, bu ayrımcılığı yapmamalı! Hele de devlet televizyonunun başındaki biri!

Beni bir kadın doğurdu, annemi çok severim, hayatta, ne güzel, daha yıllarca yaşayacaktır, biliyorum ve seviniyorum. Genel Müdürü de herhalde bir kadın doğurdu, umarım annesi hayattadır ve hayattaysa umarım çok uzun yıllar yaşar!

 

***

Sabah gazetelere bakarken Radikal’de, Aslı Tohumcu’nun Abis adlı kitabının başına gelenleri okuyunca, yine irkildim:

 

 “Milli Eğitim Müdürlüğü’nün başlattığı ‘Yazarlar Okullarda’ isimli projeyle liselere tavsiye edilen Aslı Tohumcu’nun ‘Abis’ isimli kitabının pornografik ve küfür dolu olduğu gerekçesiyle okullardan toplatılmasına edebiyatçılar tepki gösterdi.”

 

Yine sözcüklerin yetersiz kaldığı ama sürekli karşılaştığımız bir durum. Her şeyden önce Aslı iyi bir yazardır ve edebiyatın içindedir, pornografiyle alakası yoktur. Bu son derece anti-demokratik bir tutumdur, adaletsizdir, düşünce özgürlüğüne sığmaz. Ayrıca, bu liseliler uzayda mı yaşıyor? Saymakla bitmez, Aslı’ya da geçmiş olsun!

Bu gün de böyle bir pazartesi işte!

 

 

 

 

Pazartesi, 26 Aralık 2011, Kabataş.

 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş