Cumartesi...

CUMARTESİ YALNIZLIĞI...

 

Yine, bir cumartesi gecesi yalnızlığındayım.

Sanki, bir yazıyı bir kez daha yazıyor, bir ânı bir kez daha yaşıyorum.

Anılar, ânlar, hayaller, düşler, sözcükler, imgeler, dizeler, odamının içende dolanıp duruyor.

Bir yüz geliyor gözlerimin önüne…

Yalnızlık kötü bir rüya, bir karabasan, çoğu zaman...

Bir cumartesi gecesi yalnızlığını yaşıyorum, bir kez daha; kim bilir, kaç kez...

Bir telefon çalıyor; yerimden fırlıyorum.

Elimde bir kitap, en cesurca yazılmış bir “aşk”ı okuyorum.

Bir telefon bir insanın yaşamını değiştirebilir.

Bu zil sesi yaşamımı değiştirebilir.

Bir elimde kitap, dünyanın en cesurca yazılmış bir aşk öyküsü; yaşanmışlığa ve yazılmışa hayran kalarak, bir elim telefonun üstünde:

Şimdi her şey değişebilir…

Cumartesi gecesi yalnızlıkları, aslında hep cumartesi gecesi yalnızlıklarıdır.

Biz ânlarımızı yaşıyamıyoruz!

Hazlarımızı!

Güzellikler, biz onlara ulaşamadan parmaklarımızın arasından kayıp gidiyor.

Farkına çok geç varıyoruz çoğu zaman; iş işten geçiyor…

İnsanın yaşamını hiç değiştirmeyecek bir telefon, kapanıyor, sanki açılmamışçasına...

Artık sözcükler başına buyruk: bir defter sayfası mavi bir hüzünle doluyor.

Belki de, bir yazıyı bir kez daha yazıyor, bir ânı bir kez daha yaşıyorum...

 

(Ben Hep Seni Yazdım, Özgür yay. 2008)




Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş