Dalgalar

DALGALAR YALNIZ OTEL ODASINDA...

 

 

varnaya yakın olunca özlem geliyor geçmişten bir seslenişle

mavi çok canlı deniz rahat güneş pırıltılı sulara düşüyor

eylül sonu mevsim hüznü uzun kıyısıyla salınan karadeniz

mehtap gecede ama sabırsız dolunay gündüz çıkmış ortaya

henüz güneş batmamışken kendini gösteriyor ilk kez iğneada

varnaya yakın hem tanıdık hem yabancı sabah huzur demeli

huzurun sakin melodisi kuzeyde bir yer rüzgâr ürpertiyor

neyse güneş dostça salaş balıkçı meyhanesi tepenin üstünde

körfez ayaklar altında küçük limanıyla karşıki tepeler dağlar

hırçın kavgacı rüzgârlara karşı siper olmuş korunuyor kasaba

gündüzden iki tek manzaraya kadeh kalkıyor güneş ısıtıyor

akşam karardıkça kararıyor karadeniz işte bildik doğasıyla

dalgalar bulutla örtülmüş ıssızlaşıyor sâhil mevsim sonunda

dalgalar her yerde hep böyle mi ağlıyor ay bulutun ardında

dalgalar dalgalar eylül sonunda karadenizde böyle ağlıyor

fırsat buldukça bulutlar izin verdikçe ay bırakıyor kendini

ışık yolu balıkçı tekneleri otel pansiyon müşteri balık bekler

evse aş derdinde sâhilde kolay gelsin rast gelsin balıkçı çilesi

ay gizlendikçe cazip dalgalara düştükçe şehvet sesi parlıyor

salona giriyor yekpâre siyah elbise yazdan kalma kösnül gece

eteği bacakların güzelliğini cesurca sergiliyor gözler üstünde

çağlarboyu bir dekolte gururlanma kokusu boyundan yayılan

göğüsler meme uçlarıyla gizlenmiş bütünüyle meydan okuma

ayakkabının yüksek topuklarından çıkan dişi kalıtsal küstahlık

can yakan bir göl yıldızı karanlık gecede longozlardan düşen

arzulanan çekicilikle salınıyor dalgalar uykusuz otel odasında

önce topuk sesleri elbise siyah hışırtıyla döşemeye dökülüyor

şehvet gidip geldikçe bulutlar izin verdikçe işte o tutkulu ân

ufuk çizgisi engel maviyi geçemiyor tekneler gemiler düşler

sabah güneşle başlıyor kahve ayıltıyor garson masa topluyor

kimse yok tek başına kalmış otel denen yer yalnızlıktır zaten

deniz artık sâkin gecenin yırtıcılığı dinmiş ay çoktan gitmiş ki

gece bulutlarla ne mücadele bazen ışıl ışıl karadeniz kuzeyde

çamlar nasıl direnmişse bahçeli yan evde kumsalda yükselen

dağlarda ormanlarda ve bahçelerde daima insan dostu çamlar

dokunaklı ağaç yanık mülverin dalından kızgın kavalın sesi de

üfleyenin yüreği demirle dağlanıyor iğneada ağaçlar su içinde

longozlarda tek başına yürüyor göl yıldızı yüreğine batıyor

çıplaklığıyla sokuluyor eylül sonu karadeniz dalgalar dalgalar

bulutlar sarı dolunayın önünden geçiyor ha örtüyor ha açıyor

dolunay çengelköyünde âşina bir boğaz tepesinden yükseliyor

bulut izin verdikçe şehvet gidip geldikçe dalgaların sesi yakın

siyah elbisenin gece hışırtısı arzu beden döşemeye dökülüyor

gece dudaklar sevişmeye kılavuz dalgalar düşle yalnızlaşıyor

boğaz sabahında zaman kumrunun guruldamasıyla başlıyor

yanyana demirle oyulmuş mülverin dalı can yakan göl yıldızı

 

 

29. 9. – 11. 11. 2012/ İğneada, Karadeniz-Kabataş, Boğaz

(Yokluğuna Başkaldırı Aşk, Özgür yay., 2015)

 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş