Eylül'de Gel...

EYLÜL’DE GEL…

 

 

İşte yine Eylül düştü yeryüzüne; Eylül geldi sen yoksun; uzaklardasın ey aşk!

Ey aşk en güzel aydır, en anlamlı aydır oysaki Eylül.

İstersen önce Eylül’e gel…

Kentin tüm kırmızı gülleri seni bekliyor.

Bir şair, adı bilinmeyen bir şair özlem şiiri yazıyor aşka, uzaklara:

 

Uzaklardasın

Çok da yakın

Rüzgâr dudaklarını esiyor

                             denizden

 

Âşık bir adam elinde gitarı, Boğaz’ın bir kıyısında, aşk şarkıları söylüyor; hep Eylül’de hep Eylül’e…

Yüz yıl önce Boğaz’ın bir kıyısında Suat’ın, Necip’e piyano çaldığını anımsa.

Ey okur, elin düşerse bir kez daha oku Eylül’ü, bu Eylül’de.

Ey aşk, uzaklarda da olsan, varsın ya! Belki de Eylül’dedir kente dönüşün.

İstersen önce Eylül’e gel.

Şiirlerin seni bekliyor.

 

Elinde gitarıyla o âşık adam: Eylül’de aşk şarkılarını söylemeyi sürdürüyor.

Aşk ateşiyle yanıp kavruluyorsa bir insan, nasıl şarkısız olabilir, şiirsiz kalabilir. Nasıl aşksız olmuyorsa –istenildiği kadar inkâr ıslıkları çalınsın–, şarkısız da şiirsiz de olmaz.

Hele Eylül’ün dolunayında. Eylül dolunayının gecesinde Boğaz, sırlarını gizlerini suyun üstüne çıkartır. Lacivert suyun üstünde parlayanlar, yaşanmış, yaşanmamış, yaşanacak olan aşklardır; mutlu, mutsuz âşıklardır…

Bir yazı, hiç kuşkusuz ki çok yetersizdir büyük bir aşkı anlatmaya; ister yüz yıl önceki olsun isterse de geleceğe ait olsun.

Ancak bir yazı, diyelim ki bu yazı –ey okur unutma gitar çalan adamı çılgınlar gibi âşıktır güzel bir genç kadına–, büyük bir aşkın ancak önsözü olabilir, olabilirse.

Ya da biten bir aşk filminin yazıları olabilir, olsa olsa…

 

Eylül aşk ayıdır, aylardan en çok Eylül yaraşır aşka:

Biten

Gizlenen

Başlayan

Süren

Saklanan

Başlayacak olan

Uzaklarda kalan.

Uzak aşklar da olsa en çok Eylül’e yakışır.

Gitar çalan adam tüm yüreğiyle söyler söyler aşk şarkılarını, hem âşık olduğu kadına hem de yeryüzündeki tüm âşıklara ve de aşklara.

Ama hep Eylül’de.

 

Ey aşk sen ne kadar uzak olsan da, Eylül’de gel kente.

İstanbul’a, aşkların ve âşıkların kentine; ve şöyle söyler kent, adı bilinmeyen şairin dizeleriyle:

 

Ayrılığa dayanmak güç

                             sevgilim

Söyle

Ne zaman yiteceğim

                    gözlerinde

 

(Yaşamın Kendisidir Aşk, Özgür yay. 2008)

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş