Eyüp

Eyüp

Mistik semt, üsküdar ile bakışımlı, varlık nedeni ana rahmine düştüğü gece, can veriyorlar, kim büyümek ister oynamak varken pek oynayacak yer de yok ya, sonra cennetine gidecek, cennetime gideceğim sonra ama gözümü açtığımda, köşebaşı manavı, cirozlar asılı, bir demet maydanoz, anne unutmuş, usul usul kaldırımdan gidip alacak, her şey kocaman, şimdi ise küçücükmüş meğerse diyorum ya da limon, salata hep olmalı babanın en sevdiği, benim de, hemen arkası bostan, istanbul’un bostanları, büyümek kolay mı, kasap bakkal manav, küçük kardeş gelmiş, bir sabah ayak ucunda, kıskanıyorum galiba, başka türlü olamazdı, daha tek hanelerdeyim, dokuz bile olmamışım, sonra ne çok bakacağım ona, sanki oğluma alışıyorum.

Hep ölümlere geliyor, bu kez büyük amca, tabutun ardında, kızıyor kendine; yetişemiyorum amcamın son nefesine, pişmanlık, çok severdi beni, tevazu, babamla birlikte ikisi ne çok şey öğretmiş.

En son ne zaman geliyor, eski istanbul, doğduğum semt, zaman dört nala giden beyaz at, beyaz ölüm olmalı belki beyazlar içindeki bir kadın, aile mezarlığı, en son kim için gelinecek, bencil soru, en son gelinen kendisiyse bilemeyecek; hiç bilemeyeceğim!

Bir tabutu taşımak için dört adem olmalı.

 

(İstanbul’da Beklenen Devrim, Özgür yay. 2011)

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş