Gece ile Gündüz

Gece ile Gündüz

 

Bütün gün pusluydu, güneşliydi Boğaz; 21 Mart gece ile

gündüz eşit! Baharın gelişi, ışıkların keskin dönüşümü, ikindi,

bu sözcük ne güzeldir, giderek dışarıdaki koşuşturma

hızlanacak, dün biraz yürümüştüm aşağılarda, Fındıklı

Parkı’na gittim, denizin mavisi çok tanıdıktı, Akademi’nin

duvarına kadar yürüdüm, üç civarıydı, güneşi gören kentliler,

işi gücü bırakıp deniz kıyısında çay içiyordu, belki de

işleri yoktu. Hafta arası olmasına karşın, yine deniz kıyısında

birkaç yere araba park edilmişti; biraz daha ısınınca,

cumartesi-pazar günleri hele de yaz kapıyı açtığında, buralarda

yürümenin pek keyfi olmaz, insanların çokluğundan

değil de, herkesin hakkı var gelmeye, arabalardan! Arabaların

deniz kıyısını işgalinden!

Akşam Taksim’de nevruz (newroz) kutlamaları olacak,

birkaç saat sonra, sert geçeceğe benziyor, yalnız İstanbul’da

mı, birçok yerde özellikle güneydoğuda, doğuda, bayram

bayram gibi olsun da gerildikçe geriliyor Kürt meselesi, çözmek

istenmiyor, derin ve çözümü sisli bir konu; Köprü bile

bütün gün pustan görünmedi, sıcaklık arttı, birkaç gün

sonra sisi de yaşarız, pencereler kapalı da olsa derinden

motor sesleri, baharın gelişi iyi güzel de tüm tanımlar kuzey

yarı küre için, hatta Avrupa kıtasının çoğunun bulunduğu

dönence için. Gece ile gündüz eşit oluyor da niye insanlar

eşit olmasın, fiziksel olarak eşit değiller, olamazlar ama niye

eşit haklara sahip olmasın? Taksim’den Şişli’ye yürürken, sağ

taraf tercihim hep, geniş kaldırımda içinden ıslık çalarak

yürü, orduevi binası, güzelliği çirkinliği bir yana, etrafındakilerle

eşitsizliğin göstergesi.

 

 (İstanbul’da Mavi Bir Tereddüt, Literetür yay. Nisan 2013, s.165/166)

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş