Geçmiş

Geçmiş

Asıl büyük mesel, çok eskilerden gelen, hint’ten draupadi’nin sorusu, yudiştira’nın karısı, bir prenses, aklıyla bir soyu, hint’in geleceğini kurtarıyor; prensesi sürüklüyor bir fırsatçı, çekiyor çekiyor ama elbise çıkmıyor çıkmıyor, kadın hâllerinin ilk saklanması belki de, tanrılar yardımında; “yudiştira ne zaman yitirdi beni” diyor “kendinden önce mi sonra mı”; kumarbaz yudiştira her şeyini ve her şeyi yitirmiş, kendini bile; ama karısı draupadi, yudiştira ve kardeşlerini sürgün de olsa aklıyla kurtarıyor; mitos da olsa ki kökleri mahabharata’da, insan bu kadına hayran kalıyor, neden batı söz etmiyor ondan, kadın haklarının belki de insan haklarının ilk savunucusu, hintli bir kadın anlındaki siyah ben… öyle ya yudiştira kendini kaybettikten sonra, karısını koyamaz ki ortaya!

Akıl, zekâ dolu bir kadın, beş bin yıl önce, erkek ile kadın arasındaki çatışma, egemenlik savaşı, birbirini bütünleyen, şehvet de olsa bir ezme var, neden kitaplarda yok draupadi, okutulmuyor, mitos niye uzak tutuluyor, tek tanrılı dinler mi egemen olmuş da ilk mitosları unutturuyor, oysa onun da mitosları yok mu, batı mı yoksa eziyor eziyor, silahlar hiç susmuyor.

 

Büyüdükçe öğreniyor insan, okudukça, sorguladıkça sorguladıkça, sorgulama varoluş meselesi ama sorgulamaya da izin yok, sorguladıkça ya dört duvararası ya da sürgün memleketinden, binlercesi gibi, en kötüsü de içine sürgün, yalnızlığına, bile istiye seçilmiş gibi görünse de kendi tapınağına kendi kendisini sürgün etmek, acıların en büyüğü!

 

(İstanbul’da Beklenen Devrim, Özgür yay. 2011)

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş