GÖZDEN UZAK ELEŞTİRİ

Roman’tik Bir Yolculuk

Gözden Uzak Eleştiri

 

Semih Gümüş

 

Eleştiriyi, edebiyatın dışında tutma eğilimi, kendilerini içerde sananların oynadıkları bir oyundur çoğun; bir de anlayamamak var, düşünme yetisi eksikliği. Okuma ve alımlama kültürümüzün geldiği şimdiki aşamada, eleştiriyle edebiyat arasındaki ilişkiyi hâlâ anlayamayanlar için, oysa, ne çok açıklama yapıldı, ama gene de eleştiriyi edebiyatın sınırötesinde görenlerin geçmişten kalan ağrıları var ki, bu tür sorunlar insanın duygusal kimyasını bozabilir. Geçmiş, kendini yazarla aynı düzeyde görmeyi aklına getirmeyen eleştirinin yaratıcı yazara karşı horgörülü olduğuna tanıklık etmiştir elbette Hüseyin Cöntürk'e göre, eleştiri edebiyat değildi; Asım Bezirci için yalnızca bilimsel; eleştiriyi edebiyattan sayanların çoğu için de yazar ara sıra yumruklanacak kum torbası gibi... 


Öte yandan, edebiyatın büyüme sürecinde yaşadığı eksikleri bugüne yansıtmanın anlamından da kuşku duymaz mıyız? O da bizden öncekilerin yaşadığı dünya, ama yanlışlarla geleceğimizi sürgit gölgede bırakmak ruhu sıkıntılara düşürmez mi? Değil mi ki eleştiri, bir yandan nitelikli eleştirmenlerin sayısındaki azalma yüzünden kısıtlanıyor, yayıncılığın son on yıl içindeki ataklığı kitap tanıtma kurumuna boca ettiği vitaminle verimli tarlamızı kurutuyor, popüler edebiyat ikonlarının gerilim politikaları yüzünden kendini gitgide geri çekiyor...

Gene de eleştirinin tavanarası kitaplığına katkılar eksik olmuyor. Atilla Birkiye'nin Roman'tik Bir Yolculuk kitabı, yirmi yıllık kişisel yakınlığın yanı sıra bildiğim bir anlayışın ürünü. Kavram Yayınları'nın yanı başında, beş ay birlikte çıkardığımız Kavram dergisi sırasında bir araya gelip o gün bugün iyi duygularla birbirimizi izlediğimiz Atilla Birkiye'nin edebiyatla ilişkisinin ne olduğunu düşündüğümde karşılığını hemen buluyorum: emek ilişkisi. Atilla Birkiye kuşağımızın edebiyata emek veren, yalana dolana gönül indirmeyen, kendi doğrularıyla yaşayan yazarlarındandır.


Önce eleştirmen olarak bir adım öne atıp sonra edebiyatı bütüncül bir yaşam alanı olarak seçti, romana ve denemeye yöneldi. Roman'tik Bir Yolculuk'ta yazdıklarının eleştiriden çok denemeye yaklaştığını anlatıyor. Belki bildik terimle, eleştirel denemedir yazdıkları ki, belirsizlikten bu tanım kurtarabilir. 


Bunlardan daha önemlisi, Atilla Birkiye'nin edebiyatı nasıl gördüğü. Bizim kuşağımızın ayırt edici özelliklerinden birini pek çoklarından daha iyi taşır o: Edebiyatımızın değerlerini korumakla yetinmeyip onları yeniden yorumlayarak öne çıkarmak. Şimdiki genç kuşaklar, eskilerden çok bizim kuşağa özgü bu anlayışın farkında değilmiş gibi düşünüyor. Duyarsız düşünceden kimse suçlu değilse, bizim kuşağın anlama yetisinin yüksekliğidir olup bitenleri öyle görmek. Eskiler görmek için yeterli donanıma sahip değildiyse, şimdikiler de büsbütün uzağında oldukları bir gezegene gökyüzünün karanlığı içinden bakıyor: Orada bir şey parlıyor uzakta, ama bilmediğim, hiçbir zaman ulaşamayacağım, hissedemeyeceğim. 


Roman'tik Bir Yolculuk, Mai ve Siyahile başlayıp Halit Ziya'dan Eylül'e, Reşat Nuri'den Kuyucaklı Yusuf'a, Yaşar Kemal'e, edebiyatımızı var eden büyük yazarlara yorumlayıcı gözle bakan yazılardan oluşuyor. Yirmi yılı aşan bir dönemin içinden seçilmiş yazılar. Ben olsaydım, başka türlü yazardım o romanlar üstüne, denmez mi, elbette bunu diyecek romancılar, öykücüler, şairler çıkabilir. Yeter ki karşısındakini kan basıncını hissettiği gibi anlayabilsin yazarlar, kendi yazdıkları için beklediklerini ötekilere gösterebilsinler.

Denebilir ki, tartışılacak savlar, öne sürülmüş saptamalar, özgün çözümlemelerden çok, Atilla Birkiye'nin kendine özgü bakış açısı içine çekerek okura anlattığı yazarlar için yazılmış, anlama çabasının ürünü bir kitaba dönüşmüş Roman'tik Bir Yolculuk. Atilla Birkiye'nin yazarlık birikiminin bir alanını derli toplu ortaya çıkaran, bir elli yaş kitabı. 


Eleştiri, belki gitgide kısıtlanıyor, ama yayımlanan romanlar gitgide çoğalırken, edebiyatımızı anlatan düşünsel çalışmaların biri bazen birçok romandan önemli olabiliyor. Roman'tik Bir Yolculuk, belki şöyle demek daha doğru olur, geriye döndükçe yararlanılacak, edebiyatımızın değerlerini anlamak isteyenlerin başvuracakları kaynaklardan. 


Belki Roman'tik Bir Yolculuk için de şöyle demek yakışır: insan edebiyatı sevdi mi böyle sevmeli...

 

(Radikal Kitap-10.03.2006; Eleştirinin Sis Çanı, Can yay. 2008)

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş