İstanbul ile Didişmeden Olmaz!

İSTANBUL İLE DİDİŞMEDEN OLMAZ!

 

Notos: İstanbul'da Mavi Bir Tereddüt senin yazarlık veriminin son kitabı. Bir birikimin de son kitabı diyebilir miyiz?

Atilla Birkiye:  Evet. Hem dil, üslup, ifade etme açısından hem de bugüne kadar İstanbul’a ilişkin yazdıklarım açısından. Özellikle de deneme’de.

 

N: Kitapta senin İstanbul'un var, diyebilir miyiz. Herkes için bir İstanbul mu var?

AB: Doğrudur, benim soluduğum İstanbul ve herkes için bir İstanbul var. İstanbul ile kurulan ilişki farklı farklı oluyor. Yaşadığınız semte göre de değişebilir. Dışarıdan gelme ile şehirde doğan arasında da fark olabilir. Ya da kökleri 15. yüzyıla dayanan ailelerden gelen insanların kurduğu ilişki de ister istemez bir başkalık gösterir. Bazen, İstanbul’da doğmayanlar da “tutkun” olabilir, hem de nasıl! Tüm bu toplam içinde, kimi sever kimi nefret eder ama İstanbul ile didişmeden olmaz.

 

N: İstanbul'u da bir aşk hikâyesi olarak yaşıyor ve yazıyorsun…

AB: Dışarıdan öyle görünüyorsa, buna itiraz edemem. Zaten pek de itiraz etmek istemiyorum. Geçmişte de böyle değil miydi? İstanbul ile Aşk iç içedir; yüzlerce kitap yüzlerce film buna örnek verilebilir. Bir noktayı bir kere daha vurgulamak gerek belki de. Aşk’ta mekân çok önemlidir, hem tikel hem genel olarak. Eh, doğma büyüme İstanbulluysan, hep yaşadığın kent İstanbul’sa…

 

N: Yaşadığımız bu kötücül zamanda, aşk nedir, anlamı...

AB: Böylesine bir –hangi sıfatı kullanacağımı bilmiyorum– zamanda, “kötücül”den fazlası belki de Türkiye’de yaşayınca; ilk akla gelen aşk’ın uzaklarda olduğu. Ancak belki de şimdi daha çok ihtiyacımız var aşka. Kuşkusuz, “hadi yaşayayım” diyerek olmuyor ama böylesine, insanın kendisini en yüksek düzeyde gerçekleştirdiği bir duyguya (tinsel durumu) da “küsmemek” gerek.

 

N: Kendi yazarlık serüvenini istediğin gibi yaşayabildin mi?

AB: Sanırım bu, dünyanın yanıtlanması en güç sorusu. Yaşamımda keşke’ler hemen hemen yoktur; pişmanlık’lar da. Çünkü hiçbir şeyi değiştiremiyorsunuz; sıfır noktasına dönüş yok. Yine de, bazı kitaplarımı farklı yazmak isterdim. Ne var ki yazabilirim; böyle bir olasılık var, bu da belki o “keşke” dememenin bir nedeni.

 

N: Bu sıralarda neler yapıyorsun, neler okuyorsun?

AB: Bu kez “karşılıksız aşklar”a dair bir anlatı yazıyorum; ve birazdan da Doğan Kuban’ın Osmanlı’nın İstanbul’u’nu okumaya başlayacağım.

 

(Notos, Şubat-Mart 2014, s.53)

 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş