Kültür Çıkmazı

PAZARTESİ YAZILARI

 

Epeycedir bu köşeyi ihmal ettim, unutmadım ama ihmal ettim işte! Taksim’in rüzgârını yiyip biraz önce de eve geldim. Gelirken, hep gördüğüm AKM binasını bir kez daha gördüm! Şu ân kolluk kuvvetlerinin karargâhı olarak kullanılıyor. Taksim’de, özellikle de Gezi Parkı’nda çıkacak (olası) bir “savaş” için hazır bekleniyor!

AKM’nin şu günkü durumunu (perişanlığını) anlamak güç, aslında niyesi anlaşılıyor da, o anladığımız “niye” çok tatsız; hatta çağdışı da denebilir! Yıllar önce Referans Gazetesi’ndeki köşemde 2007 seçimlerinin ardından yazdığım yazıyı anımsadım bir kez daha ve bir kez de bu köşede yayınlamak istedim:

 

 

“Kültür ve “çıkmaz”ı!

 

 

İnönü Caddesi, Taksim Meydanı’ndaki Atatürk Kültür Merkezi’nin sağından (karşıdan baktığınız zaman sağından) aşağıya doğru, İstanbul Teknik Üniversitesi binasının aşağısına doğru kıvrılır, Dolmabahçe’ye doğru uzanır.

Bu caddenin iki tarafına “yayılan” semt Gümüşsuyu olarak adlandırılır, İstanbulluların bildiği üzere. Ama iki farklı mahalleye bölünmüştür, deniz kıyısına doğru iner, Kabataş’a varır.

Neyse sorun semt topoğrafyası çıkarmak değil. Cadde’nin başlangıcından aşağıya doğru inerken solda birkaç yıl önce açılan çok şık bir kitapçı vardır: Urbanitas. Kitapçıyı geçince ünlü Varan otobüslerinin bürosu, yolcu bekleme salonu vb. vardır. Onun bitiminde sola dönen bir sokak vardır. Bu bizde çok sık görülen bir  “çıkmaz sokak”tır.

Bu çıkmaz sokak da, aslında Atatürk Kültür Merkezi’ne bir giriştir. Binanın yan tarafındaki bahçeye doğru girer. Ama sokak raylı bir demir kapıyla kesilmiştir. Bu kapı aynı zamanda AKM’nin “bahçe” kapısıdır. Dolayısıyla sokak da bitmiş, bir yere çıkmamış olur!

Zaten kapının hemen yanında “güvenlik”in bulunduğu bir yapı da vardır. Bu kapı AKM için bir “servis” kapısıdır. (Bazen, AKM’de bir işim olduğunda, evden geliyorsam, meydana çıkmayıp bu kapıyı kullanırım. Birçok çalışan, görevli de…)

Buraya kadar her şey doğal ama bana garip/ilginç gelen bu çıkmaz sokağın adının “kültür çıkmazı” oluşudur! Şu günlerde de bu ad, AKM’nin durumuna çok uygun düşüyor; hani derler ya “cuk” oturuyor!

 

 

Ucuz politikalar

 

Seçimin hemen sonrasında “kültür” ile “turizm” bakanlıklarının ayrı ayrı olması gerektiğini bu köşede yazmıştım; başkaları da yazdı. Aklın yolu birdir derler ama hükümetin kuruluşunda, sanat-kültür dünyasında kabul gören bu “görüş” dikkate alınmadı.

İki ayrı alanın aynı bakanlık çatısı altında yönetimi kuşkusuz ki çok güç.  Ama burada vurgulamak istediğim, hükümetin dolayısıyla AKP’in “kültür”e ilişkin görüşleri, yaklaşımı.

“İktidar olma”, popülist politikalar üzerinden oluyor. Bu hükümetin de kültür, tiyatro, opera vb. sanatsal disiplinlerdeki politikası “iyice bir popülist”! Modern olandan uzak bir kültür-sanat anlayışı olarak görüyorum. Kuşkusuz bu benim görüşüm, başkası başka türlü değerlendirebilir.

AKM’ye gelince, sonunda bina boşaltıldı. “Yıkılacak mı yıkılmayacak mı” gerilimi sürmüştü, birkaç ay önce. Bizim genel anlayışımız zaten şehri hepten yıkmak olduğuna göre, bazı gerekçelerle yıkım bir “politika” olarak savunuldu; bunun karşıtı görüş de ortaya çıktı.

Şu ân AKM’ye ne olacak? Varolan bilgi 2010’a kadar “tadilat”ın süreceği doğrultusunda. Acaba gerçekten tadilat mı yapılacak? Yoksa, “Denedik ama olmadı, bunu yıkmak” gerekir” mi denecek. Zaman içinde göreceğiz.

 

 

Salonsuz, yersiz yurtsuz!

 

Peki iki yıl, AKM’yi oluşturan yılların birikimi kurumlar ne yapacak, yılların sanatçıları ne yapacak?  Bilebildiğim kadarıyla, Devlet Tiyatrosu’nun iki “buçuk” sahnesi olacak önümüzdeki dönemde.

Biri Cevahir’deki; sinema salonundan bozma bir salonmuş! İkincisi Beykoz’daki; sahneyi görmedim ama, o sahnede oynayanlardan sorunlu bir sahne olduğunu öğrendim. Buçuğu da Kenter Tiyatrosu’nu  ayın 15 günü kiralamışlar. (Koltuk sayısı olarak da çok çok az!)

Yani sahnesiz denecek bir Devlet Tiyatrosu. Yıllardır büyük projelere, yapımlara imza atmış kuruma ve çalışanlara “Siz iki yıl tiyatro yapmayın” deniyor! Zaten AKP ve taraftarlarınca pek istenen bir kurum da değil, söz konusu ettiğimiz!

Tiyatronun aksesuvarları, dekorları,  sanatsal temel malzemeleri vb. kiralanan bir depoya konmuş. Yer gösterilmemiş, tiyatro kendisi kiralamış.

Opera sanırım daha kötü bir durumda. Üsküdar/Paşa Limanı’ndaki Tekel Müzesi’nin binasında bir yer gösterilmiş. (Tiyatro’nun bir kısmı da oradaymış!) Sahne olarak da ellerinde bir tek Kadıköyü’ndeki Süreyya Operası var.

Bana göre Türkiye’nin en “anlamlı” sahnelerinden biridir; iyi ki var ama çoğu opera eseri için yetersiz bir sahne. Diğer müdürlüklerin durumu da belli ki benzer “yazgı”yı paylaşmış/paylaşıyor: salonsuz, yersiz yurtsuz…

 

 

İki yıllık “tatil”

 

Evet sanata iki yıl ara. İki yıllık mektep tatili gibi. Zaten çoğunluğun umurunda olduğunu da pek düşünmüyorum. (Çünkü Türkiye’de kültür alanında buna yönelik politikalar üretildi!) Çok merak ediyorum, seyirci bu duruma tepkisini nasıl gösterecek ya da tiyatrosuna, operasına ne kadarıyla sahip çıkacak.

Tipik bir yıldırma politikası!

Yolunuz Gümüşsuyu’na düşerse, söz konusu olan çıkmaz sokağa bir göz atın, kendi gözlerinizle okuyun tabelayı. Bir süre önce bütün sokak, cadde tabelaları yenilendi. Yazılar yenilendi, grafik açıdan güzelleşti ama yazılan aynı:

KÜLTÜR ÇIKMAZI!

 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş