Mayıs Şarkısı Geride Kaldı!

MAYIS ŞARKISI GERİDE KALDI!

 

 

Bir mayıs şarkısı daha geride kaldı.

Bilir misin mayıs şarkılarını? Aşkın yaşanmamış, yaşanamamış sıkıntılarını anlatır, hep mayıs ayında.

Puslu sabahlarda ya da aysız gecelerdeki yalnızlıkları da anlatır.

Umut bir yandan da; çünkü mayıs her ne kadar erguvanların gittiği ay olsa da, baharın yaza el uzattığı aydır. Hem de birdenbire...

Mayıs şarkılarında hem dostluk vardır, arkadaşlık, olmazsa olmazlık, sevgi ve aşk tabii ki; hem de yalnızlığın koyu tadı, ayrılık, hüzün, acı ve mutsuzluğun tek başına çalınan ıslığı vardır.

Ama en çok umut ediş vardır; aşkı bulmayı umut ediş.

Mayısta yağmur da vardır; bu doğal, fizikî bir durum değildir. Bu gökyüzünün ağlamasıdır kısaca.

Size, bir dostunuza ya da isimsiz bir kahramana. Ya da çok uzaklarda yalnız kalmış bir kadına, bir adama.

Bu mayıs şarkısında da ağladı gökyüzü, mayısın sonunda.

Aslında tüm mayıslar şiirin başlangıcı olabilir. Hem hüzün hem umut ediş varsa.

Belki, yıl da bundan böyle, mayısta başlamalı...

Özcesi, bir şiiri izleyerek söylersek, ömrümüzden bir mayıs daha, bir rüzgâr gibi geçip gitti. Gizli aşklar yaşandı; söylenemeyen aşklar yüreklerde saklandı.

Hiç okunmayacak, hiç bilinmeyecek şiirler yazıldı, evin mahrem yerlerine saklandı.

Belki de tüm bunlar kimimizden çok uzaktı; belki de çok yakın. Mayısı bile umursamadı birçoğumuz; gözümüz hep yazdaydı.

Mayıs gelip geçti, kimimizde izi kaldı, kimimiz çoktan unuttu. En acısı, kimimiz aşktan vazgeçti. Kimimiz aşkı umut etti.

Kimimiz, mayısı bir şiirin dizesine sakladı; kimimiz sevgiliye ya da sevgililere söylenen bir şarkıya gizledi.

Kimimiz, belki de çoğumuz hiç mayısı yaşamadı bile. Ne sıkıntısını ne hüznünü ne de umut edişi...

Mayıs bir rüzgâr gibi geçti; bir şarkı gibi söylenip bitti. Biten tüm öteki şarkılar gibi...

Okunmayan bir yazı gibidir mayıs. Kimsenin içinde neler olduğunu, neler anlatıldığını bilmediği bir yazı gibidir.

Çok uzaklarda tek başına yaşanan bir aşk gibidir. Bir şarkıdaki gibi, yalnız yapayalnızdır. Kimsesiz değil insansızdır.

Mayısı da tükettik, hiç farkında olmadan.

Ne kadar da tüketir olduk her bir şeyi.

Yaşamı, aşkı, arkadaşlıkları, dostluğu, dokunuşu, sevgiyi; galiba en çok da onu...

Güzellikleri, tarihi, doğayı, denizi, maviyi, gökyüzünü, kimliği, kişiliği, saflığı; galiba en kötüsü de bu...

Yazmayı, okumayı, kitabı, felsefeyi, edebiyatı, şiiri; galiba en korkuncu da şiiri tüketmemiz oldu.

Tükenmiş, bitmiş de olsa mayıs, benim için en çok umut edişin imgesidir; sabahların puslu yalnızlığında (ya da yalnızlığımda).

Mayısın geçip gitmesi çok önemli değil: mayısın geçip gitmesi bir olguysa, bir rüzgâr gibi, biten bir şarkı gibi.

Önemli olan mayıstaki umut ediş.

Şayet mayıs bir iz bırakmışsa yürekte, umut edişin izini, hiç üzülmemeli hiç yakınmamalı o zaman mayısın gidişine.

Tüm bunlar bir kandırmaca da olsa; bir yazının mayısa yüklediği anlamlar, bir yazının düşsel nedeni de olsa, ne hoş geliyor kulağa:

Mayıs umut edişi, heyecan dolu o bilinmez bekleyişi bırakıp da gitti, bir gülüşün yürekte kalacak olan izi gibi...

 

(Yaşamın Kendisidir Aşk, Özgür yay. 2008)

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş