Mezar

Mezar

Mezarlıklar semti, dinsel ağırlıklı, hem de nasıl, pierre loti efsane tepe, haliç ayaklar altında, batı doğu bir çekim alanı, şimdi turistlik alaturka, teleferik de var, mezarların arasından patikaydı, epeyce düzeltmişler onu, iki kasım günü ağır ağır iniyorum, özel bir gün tarihimde, onun için mi geliyorum, rastlantı mı yoksa bilinçdışı geziye mi çıkmış, baba olduğum gün, yıllar önce, faşizm örtmüş şehrin üstünü, şairin sisi yine, yarı kaçaklık hali de olsa, kolay mı baba olmuşum işte.

Aile mezarlığı; insan babasını sevmeli, bunu hep söyleyeceğim, en büyük çatışmaysa da oidipus karmaşası, düşünmüşümdür öldürmeyi, nefret etmişimdir çocuk aklı; freud haklı mı, annesini ne çok seviyor, ama büyük düşünürü çürütmek değil niyeti, çok seviyor babasını da.

Asıl bu sözcükleri nasıl yazmalı?

Hepsi yatıyor, babaanne, ne zaman kucağına almıştı beni, yedinci torunu, gerisini göremedi; annesi ondan sonra öldü, gürcü ve müslüman, açel mi deniyor; anımsıyorum, küçüktüm ama anımsıyorum büyükanneyi, sonra bir gün odada yoktu; annesinin eteğini çekiştiriyor, yatak boş “büyükanne gok”.

Başka kim yatıyor, yengesi yıllar önce toprağın altında, çok severdi karısını amca, ince hastalık, kurtulamıyor, şanssızlık, zamanı eğri, amca gözyaşlarını tutamıyor, bu büyük amca; hala, ah o meşur köfteleriyle pilavı, başka bir saat o yolculukları da yazmalı, onun kocası enişte, çok      hatırlamaz, sonra babası, tüm eyüp cenazenin arkasında, çiçekler, yıllarca çalışmış o semtte, büyük saygı ama biraz daha yaşasaydı, gılgamış bari elindekini kaptırmasaydı…

Sonra, sonra en son gelme nedeni, şimdiden önceki, beni çok seven büyük amca, bu mezar soy ağacı gibi, sanki köklerden gelen ritüel, yerin altında, gökyüzünü yansılıyor; hepimizin bir yerlerinde vardır şaman.

 

(İstanbul’da Beklenen Devrim, Özgür yay. 2011)

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş