Ne Kadınlar Sevdim de...

SONELER:

NE KADINLAR SEVDİM DE...

 

 

 

Memet Fuat bir yazısında şiir yazanlara öğüt verirken, öncelikle  şiir okumalarını söylüyor. Şiir yazmanın, şair olmanın tek olmasa da en önemli koşulunun şiir okumaktan geçtiğini altını çizerek belirtiyor. Türkçe’nin büyük şairlerini, güzel şiirlerini döne döne okunmasını ve irdelenmesini, anlamaya çalışılmasını öğütlüyor.

Şiir okumak, büyük şairleri şiirleriyle tanımak Memet Fuat’ın belirttiği gibi şairliğin en önemli koşulu olmakla birlikte, iyi şiir okumak aynı zamanda insanın ruhunu da onarır. Bir doğa parçasının güzelliği karşısında duyduğunuz sevinç gibidir. Başlayan bir aşkın heyecanı gibi kendinizi uçuyor duyumsarsınız. Bir kadını öperkenki gibi bulutların üzerinde geziyorsunuzdur sanki.

Bir şiir kitabını elinize alırsınız, içindeki iyi şiirlerse, o kitap uzun bir süre, bedeninizin bir parçası oluverir. Gece yatarken başucunuzdadır, alır okursunuz; gündüz masanızın üstündedir. Ara sıra alıp okur, pencereden dışarı şairin duygularını yaşarcasına  bakarsınız.

 Metin Altıok’un Soneler’i (Korsan yay. 1994) aslında bir duygu serüvenidir. Kitabın başındaki birinci soneden, yirmi beşincisine kadar, bir duygu seli gibi, siz de şiirle birlikte  akıp akıp gidersiniz. Bir ayrılığın, bir aşkın, bir hüznün, bir bilgeliğin şiirdir. Sizi içten içe kuşatır. İddiasız görünür ancak bir bilgeliğe, alçak sesle söylenmiş bir bilgeliğe tanık oluverirsiniz.

Özel bir durum vardır, şiirleri okurken bilincinizden asla söküp atamadığınız. Öfkenizi gemleyemediğiniz özel bir durum vardır. Anımsamak istemediğiniz ama hiç unutamadığınız, unutulamayacak bir durum. Ülke tarihinizin, toplum tarihinizin alnına sürülmüş kara bir leke. Okuduğunuz şiirlerin dışında olsa da her dizeyi okudukça, içinizden bir şeyler kopar ve bilinciniz sizi öfkeye sürükler.

Aslında gerçek bir şairin ölümü, her zaman bir yastır; ölüm biçimi ne olursa olsun. Dizeleri artık yenileriyle alt alta gelemeyecektir. Siz yazdıklarını okumanın hazzını hep alacaksınızdır ama yenilerini bekleyemeyeceksinizdir.

Ölümden söz ettik, gerçi Soneler’de de yer yer ölüm vardır; ne var ki aslında başat olan aşktır. Bir sevgidir, bir sevdadır, erkekten kadına doğru dizelerle akan, okudukça sizi de içine çekip, dizelerle birlikte bu akışta duygusal olarak yolculuğa katan.

Yalnızlıktır, şairin yalnızlığı. Sitem edilen değil, seçilen bir yalnızlıktır. Bilgece katlandığı bir ruh durumudur. Sanki kendini onarırcasına kabullenmiştir. Her dize bir savunudur belki; bir dışavurumdur belki de. Dizeler size ulaştıkça o yalnızlık da paylaşılmak istenir. İyi şiir , “işte böyle yazılır” dediğinizdir, biraz da. İyi şiir sizi şiire özendirendir. Yazıp yazamayacağınız çok önemli değildir; önemli olan özenmenizdir; özenmeniz de okumakla olur, döne döne okumakla. Sanki  kutsal bir kitabı okurcasına. Yemyeşil bir doğa parçasında, ağaçların arasından kıvrılan bir ırmağın akan suyunun müziğini yakalamakla olur.

Metin Altıok bizi, soneler kervanında yolcu olmaya, sıradan, her türlü cefaya katlanır bir yolcu olmaya çağırır. Bu serüvene katılıp, yolcu olmayı başarabilirsek, artık başka bir dünyanın belki de bir “ütopya”nın, bir duygu âleminin  bireyiyizdir. Gönüllü bir yolcu...

Soneler birer aşk şarkısıdır aslında. Sessizliğin orkestrasıyla söylenen:

 

Gönlümdeki sevda seli taştan taşa atladı;

Ne kadınlar sevdim de haberleri bile olmadı.

 

 

(1995; Şiir İkizini Arar, Özgür yay. 2011)

 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş