Nimet Sanki Laydi Macbeth!

NİMET, SANKİ LEYDİ MACBETH!

 

 

Nimet, Çeşmifelek Kalfa ile Şefik’in odasına girer, iki çarşaflı kadın; Nimet koltuğa oturur kalfa kapının yanında ayakta durmaktadır, etkileyici bir konuşmayla babasına, kişiliklerine, konağa, yalıya, maddî manevî varlıklarına herhangi bir zarar, saldırı gelmemesini ister. Çünkü böyle bir duyum aldıkları gibi, emsallerinin başına da gelmektedir. (Kırk yıldır vezir olan babasının nâzırken yabancılardan rüşvet aldığı, zenginliğini böyle elde ettiği gazetelerde yazılmaktadır.)

Şefik önce kadının sesinden ve güzel cümlelerinden etkilenmiş, sonra kadının yâni bir “istibdat paşası” kızının hesap sorar gibi konuşmasına öfkelenmişken Nimet peçesini indirir. Aslında peçeyi indirme tam zamanındadır. Şefik genç kadının yüzünü gördükten sonra onun egemenliği altına girer. Hem de ne girme romanın tâ sonuna kadar, hattâ Nimet’in kuklası olur.

 

 

Siyasî Hırslar

 

Nahid Sırrı Örik’in Sultan Hamid Düşerken (Oğlak yay. 1999) romanı, bilindiği üzere II. Meşrutiyet’in ilânını ve sonrasındaki birkaç ayı konu edinir. Tarihî bir romandır, dönemin politik oyunları, kişisel hırslar, iktidar kavgası ve çökmekte olan İmparatorluk, zaten adından da anlaşıldığı gibi otuz üç yıl padişahlık yapmış, özellikle siyâsîlere kök söktürmüş, son derece baskıcı bir sultanın son günleri…

Nahid Sırrı tarihî olayı tarihî kişilerle örer, ancak romanın üç ana karakteri “kurmaca”dır; ne var ki kendi sınıflarının tipikliğini de gösterir. Çok iyi eğitim almış, bilgili görgülü Nimet Hanım, seksenini çoktan aşmış babası vezir Mehmet Şahabettin Paşa ve Rumeli’de isyan eden, dağa çıkıp, II. Abdülhamit’i dize getirerek “Kanun-ı Esasi”yi tekrar yürürlüğe koyduran, “Mebusan Meclisi”ni tekrar açtıran İttahat Terakki’nin saflarından genç ve atak Binbaşı Şefik. Bir yanda aristokrasinin temsilcileri öte yanda daha yenilikçi, özgürlükçü bir toplumsal düzeni benimsemiş ancak yoksul bir aileden gelen bir subay. Kuşkusuz çelişki derin olacaktır!

Nimet kadınlığını ve babasının zenginliğini çok iyi kullanır, Şefik de yörüngesine giriverir. Malum dönem, aristokrasi için tehlikelidir, bu bâdireyi kazasız belâsız atlatmak gerekmektedir ve de “yeni” bir şeyler elde etmek! Babasından daha hırslıdır Nimet ve kedisini çok seven, güvenen babasını, son günlerde yönlendirmektedir. Evet, amaca giden yol Şefik’tir. Oysa Binbaşı Şefik kabinedeki paşaların, nâzırların, vezirlerin tabii ki padişahın da azılı bir muhalifidir. Dolayısıyla onları düşürüp hattâ tutuklayıp yeni bir “düzen”in kurulmasını istemektedir yoldaşlarıyla birlikte.

Ancak öyle olmaz. Hızla gelişen olaylar sürecinde Şefik de hızla taraf değiştirir. Nahid Sırrı birkaç aylık tarihî süreci son derece iyi anlatmıştır, inandırıcı ve merak uyandırıcı biçimde. Bu kuşkusuz çok önemlidir, bununla birlikte kadın-erkek ekseni de son derece çarpıcıdır ve çok farklı bir boyutuyla işlenmiştir.

Şefik, babasından Nimet’i ister. Zaten Nimet de kısa bir süre önce, işler çatallaştığı için, azledilen hünkâr yâverinin oğluyla olan nişanı bozmuştur. Başka bir zaman başka bir koşul olsa ne Şefik debdebe içinde yaşayan bu paşa kızını isteyebilir ne de gerek Paşa gerekse de Nimet böyle bir evliliği aklından geçirir! Nimet’in evlilik için şartları vardır; öncelikle babası ayân meclisine girecek, Şefik de askerlikten ayrılıp mebus olacaktır. Gerçi yoldaşları da Şefik’i mebus olmaya özendirmektedir. Şefik, gerek Nimet’in varlığının gerekse Paşa’nın zenginliğinin etkisiyle ileri sürülen şartları kabul eder. Bu evlilik, aristokrasi ile “yeni” oluşmakta olan “burjuva”nın kaynaşması (uzlaşması) olarak da ele alınabilir.

 

 

Arzuların Sonu Yoktur

 

Paşa ayân üyesi olur ama kısa bir süre sonra ölür, Nimet büyük bir zenginliğin üzerine oturur; Şefik de. Romanda çok geçmemekle birlikte, birkaç yerde Nimet’in cinsel azrularını doyurmaktadır Şefik. Gecenin o sevişme ânlarında Nimet, Şefik’in kuludur da günün öteki zamanları Şefik, Nimet’in kuklası; damat her ne kadar yakışıklıysa da sevişme sonrasında işler değişir, karısı için sınıfsal fark dolayısıyla “görgü” meselesi önem kazanır. Öte yandan Nimet için arzuların sonu yoktur. Gerçi Şefik de içinde böyle bir potansiyeli (hırs) barındırmaktadır ki itiraz etmeden karısının kendisini yönetmesine izin verir.

 “31 Mart”ı romanda ayrıntı biçimde okuruz. Kabineler değişir, sadrazamlar değişir, inişli çıkış bir dönem yaşanır. Nimet her ân bir strateji geliştirir. Tabii ki Şefik üzerinden. Zaten koca eve geldiğinde her şeyi ayrıntılı biçimde karısına anlatır, düşüncesini sorar. Okula yeni başlayan ve ne yapması gerektiğini velisinden öğrenen toy bir öğrenci gibidir. Şefik’in değişiminin yanı sıra Nimet’in de kocası kadar “keskin” olmamakla beraber benzer tema üzerinden değiştiğini görürüz. Nimet zaten romanın başında peçesini indirmekle, indirme ânıyla bunun işaretini vermiştir.

Zenginliğe, siyâsî güce esir olmak, sınıf atlamak falan vardır ama Şefik’in sanki karısına olan arzusu, hayranlığı, tutkusu ağır basmaktadır. Aşk, Şefik’i karısının yörüngesine sokmuştur; uydudur. Yoksul ve alt tabakadan gelen gencin, zengin, soylu ve güzel olan kıza aşkı. Şefik siyâsî oyunlar çevirirken hep birilerini arkadan bıçaklar. (Karısı yaptırır!) Şefik’in hırsı var, yok değil; ancak Nimet ile karşılaşmasa, bu tür oyunlara girmeyecek, büyük olasılıkla askerlikten ayrılmayacak, mebus, ardından nâzır olmayacak, büyük olasılıkla da Hareket Ordusu’nun içinde yer alacaktır. (Anlatıcı bunu belirtir.)

 

        

Başka Bir Romantizm!

 

Macbeth’in, “bilici”lerin (cadı) söyledikleriyle kral olmak düşüncesi, beyninin kıvrımlarına yerleşmiştir belki ama, Leydi Macbeth’in kararlı tavrı ki iktidar hırsıyla dolu bir kadındır, Macbeth’i yapar yapmaz pişman olacağı bir cinayete sürükler. Ardından da cinayetler peş peşe gelir ve krallık yolu açılır. Macbeth için pişmanlığın yanı sıra tinsel olarak alt üst oluş da vardır; ancak Leydi Macbeth daha sağlamdır.

Macbeth asla yapmaması gereken bir şeyi yapmış, kralını hem de şatosunda ağırlarken öldürmüştür. İktidar hırsı, bilicilerin özendirmesi, olayların gelişiminin yanı sıra karısının yönlerdimesi tabii ki önemlidir. Öte yandan soylu bir beyin krallık tacını başına takmak için işlediği cinayetlerin, dahası karısının yörüngesine girmesinin ana nedeni, büyük olasılıkla ona tutkuyla âşık olmasıdır. (Bu konu açık olarak işlenmez ama oyunu böyle de okuyabiliriz pekâlâ.)

Bu noktada Nimet, Leydi Macbeth ile benzeşiyor. Kocasının mebusluğu yetmemiş, sadrazamdan nâzırlık istetmiştir; o da yetmemiş koca Abdülhamit’in huzurunda sadrazamlık istetmiştir. Son derece acıdır çünkü Şefik’in gerekçesi ki bu Nimet’indir aslında, Padişah’ı Hareket Ordusu’na karşı korumak! Bu kadar kör olması, karısının güzelliği, ömrü boyunca hayâl bile edemediği ihtişam vb. nedenler arasındadır. Ancak Nimet’in tenini şehvetle verdiği saatler sanırım körlüğün ana nedenidir.

Sonrası trajiktir, sadrazamlığı alamaz. Bu çetrefil durumda karı koca düşünür, çareyi tabii ki Nimet bulur, Şefik şehirden kaçıp Çatalca’daki Hareket Ordusu’na katılacaktır. Sanki birkaç ay önce yoldaşlarını satmamış, sanki onların üzerine yürüdüğü kabinenin bir nâzırı değilmiş gibi. Karısına güvenir ve gider. Karısı gitmeden önce, herhalde “son”u hissetmiştir ki son kez bedenini sunmuş ve ardından bir anlamda “ölüme” göndermiştir. Ertesi gün de kendisi kalfasıyla Rusya’ya kaçar.

Paşa kızı Nimet sanki Leydi Macbeth’tir de; İttahatçılık’ını, özgürlük savunuculuğunu çok kısa sürede üzerinden atan eski binbaşı, şimdinin Dâhiliye Nâzırı Şefik Bey’de de başka türlü bir “romantizm” olsa gerek!

 

(“Romantik Yolculuklar”, Notos, Ağustos-Eylül, 2014)

 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş