Sahil Kafe

 

SAHİL KAFE

 

Beşiktaş sahilinde yeni yapılan beton rıhtımın en ucunda, Bahçeşehir Üniversite’nin ana binasından sonra tam deniz kıyısındaki kafe. Aslında adı “Sahil Rest Cafe”. Daha önce de belirttiğim gibi, şu “cafe” kullanımını içime sindiremiyorum ve “kafe” diye yazıyorum. Gerçi İngilizce’ye bile aksanlı yani “café” olarak girmiş. Klasik değerlerine çok sıkı bağlı bir ülkenin yazı diline böyle girmiş olsa da kusura bakmayın, içime sindiği gibi yazıyorum.

Daha önceleri bildiğim bir yerdi ama özellikle Bahçeşehir Üniversitesi’nde ders vermeye başladığımda sanki yeni bir yer keşfetmiştim. Dalgaların Kafe’nin bahçe duvarına vuruşu, martıların hemen iki adım ötede balık yakalama çırpınışları (hatta bir karabatak suya dalıyor), kuşkusuz önümde uzanan Boğaz mavisinden söz etmeme gerek yok, beni çeken özelliklerdi. Bir de filitre kahvesi kuşkusuz. Bir kafeye uygun mutfağı var; ama benim gözdem tulum peynirli sandviç.

Üniversitedeki ikinci yılımda ders programım çok yüklüydü. İki gün üst üste altı saat ders veriyordum ve öğlen bir saatlik boşluk vardı. Ben de bu ara zamanı Sahil Kafe’de geçiriyordum. “Ara zaman”lara hep gereksinim duyarız. Son romanım İstanbul’da Aşktan İkmale Kalanlarböylece burada tasarlanmış oldu. O öğle tatillerinde notlarımı aldım; zaman zaman araya giren başka notlar da oldu ki bunlar korsan notlardı ve daha çok oturduğum yerden gördüklerimi içeriyordu:

 

Yine bir öğlen, Beşiktaş, Sahil Kafe, bir kahveyle (tabii ki) Boğaz’a dalıyorum! Hemen önümde deniz serinliyor, karşıda Fethi Paşa Korusu, iyi ki var, nadir yeşil alan bize kalan.

İşte bahar da geldi, gitmeliyim ders zamanı, kahve de bitiyor… yüreğim hâlâ çok boş, yıllardır; dünyanın acısı bir yana bir de bu yalnızlık var; içimdeki-dışımdaki, ikisi birleşince insan gerçekten de “yalnızlık”ın ne demek olduğunu anlıyor… yine de seçilen bir yalnızlık bu, hem de “İstanbul”da, hemen önümde deniz serinliyor… (16 Nisan 2009)

 

ED, benden önce gelip oturmuş, hemen denizin yanı başındaki masalarda. Son zamanlarda Kafe’yi güzelleştirdiler, yenilediler. ED ile tuhaf bir ilişki aramızdaki, duygusal olarak gidip gelmeler; o daha çok genç, öğle tatili vesilesiyle buluşup bir şeyler içeceğiz, bir yıldır görmüyorum. Neydi aramızdaki, duygusal bir heyecan mı? Ya da… yine lise yıllarında kalan şarkıyı mırıldanmak gibi:

 

Bu kadar yürekten çağırma beni

Bir gece ansızın gelebilirim

 

Beşiktaş’a şu veya bu şekilde yolunuz düşerse, kesinlikle Sahil Kafe’ye gelip bir şeyler için, çay kahve ne olursa. Seveceksiniz ve sonra sizin için de belki “sürekli” bir buluşma yeri olacak. Mavi dalgalar yakınında, kim bilir, aşkların başladığı...

 

 

(İstanbul’da Âşıklar İçin Buluşma Yerleri, Özgür yay. 2010)

 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş