Sanat Ne Kadar Özerk?

“pazartesi yazıları”

SANAT NE KADAR ÖZERK!

 

Pırıl pırıl bir gün, baharın kendisi, birazdan başlar erguvanlar açmaya ki mor Boğaz’ın görüntüsü; sonrasında yaz. İstanbul aydınlanıyor, berraklaşıyor da İstanbul kültür-sanat’tan sınıfta “bırakılıyor”! Hocalar pek acımasız bu konuda, oysa burası aşk şehri olduğu kadar kültürün, sanatın, edebiyatın da “merkez” şehri, İstanbul çünkü…

Doğal olarak söz bundan sonra Şehir Tiyatroları’na geliyor. On beş gündür gündemde; yazılı basında, görsel basında ama “olumlu” bir biçimde yer almıyor; zaten epeyce bir süredir, hakkında “olumsuz” yazılar çıkıyor; birileri birilerini “kışkırtıyor”!

İstanbul’un en eski sanat kurumlarından olan Şehir Tiyatroları neredeyse yüz yaşında, belediyedeki “siyasî” anlayış değiştikçe yani yönetim değiştikçe baskılar yaşıyor. Zaman zaman ciddi, anti-demokratik müdahaleler oluyor. Özellikle askerî darbeler sonrasında. Zaman zaman da kimi yöneticiler “normal” koşullarda bile “yönetmelik” değişikliği yapıyor ancak bunlar olumlu değil olumsuz yönde oluyor. İşin özü de bu zaten, sanatçılar yönetmeli böylesine bir kurumu. Bunu tartışmak demokratik bir anlayışa zaten uygun değil ama bizde tersi olur çünkü bizde demokratik bir anlayış kolay kolay benimsenmez.

Bir-iki noktaya değinmek isterim. Birincisi Şehir Tiyatroları’nın yönetmeliği bugünkü kadar olmasa da olumsuz yönde, doksanlı yıllarda kendini sosyal demokrat olarak ifade eden belediye (ilgili yöneticiler) tarafından değiştirilmişti. Bunu unutmayalım, gerçi bugünkü kadar değil ama o zaman da bunlar “benim memurum” diye bakılmışsa yani o kendine sosyal demokrat diyen yöneticiler öyle bakmışsa, muhafazakâr bir partinin belediyesi nasıl bakar? İkincisi de bu olaylar sanki, –adını burada anmayalım, biliniyor– çoksatar bir yazarın muhafazakâr bir gazetedeki köşe yazısındaki bir “edebiyatçı”ya yakışmayacak eleştirisinden kıvılcım aldı. Bir başkası da, belediye başkanı “demokratik müdahale” diye açıkladı yönetmelik değişikliğini. Bırakın içeriğinin ne olup olmadığını, müdahale dediğinizde, doğal olarak demokratik olandan uzaklaşıyorsunuz! Şu “müdahale”lerden uzak durmalı….

Bu konuda Türkiye’nin sorunları ne yazık ki bu noktada kititlenmiyor. Genelde bozukluk olduğu için, bazen çeşitli siyasî çıkarlar yüzünden, siyasî anlayışlar yüzünden kurumlar zarar görebiliyor. Yıllar önce defalarca yazmıştım  (zaten ilgili sanatçılar önermişti), Batı’daki “sanat konseyi” gibi özerk bir kurum oluşturmak. Ama sanatçıların yönettiği ve gerçekten özerk olan! Bu nasıl olacak, hâlâ bir “akademi”miz yokken!

Özcesi söylemek istediğim şu: varolan sanat kurumları örneğin Şehir Tiyatroları, Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi ya da kurulmasını “hayal” ettiğim “akademi”, özerk olmalı; olmalı ama Futbol Federasyonu ne kadar özerkse o kadar olmalı, hatta daha fazlası! 


23 Nisan 2012, Pazartesi, Kabataş

 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş