Sonsuz Mutluluk

SONSUZ MUTLULUK

 

Sonsuz mutluluk olmaz; bana, sonsuz mutluluk nedir, diye sorma. Bırakalım bir yana sonsuz mutluluğu, önce mutluluktan başlayalım.

Mutluluk belki de kitapların arasında gezinmektir; özellikle de şiirlerin arasında, şairlerin bizi duygusal yolculuğa çıkartan dizeleri arasında. Sana itiraf etmeliyim ki, ben hayatımdan “mutluluk” ile “mutsuzluk” kavramlarını çoktan çıkardım.

Artık bir mutluluk arayışı içinde değilim; oysa bilirim insanlığın “genel” bir arayışıdır mutluluk. Kaygılanma, “sonsuz” bir mutsuzluğa da kapılmış değilim; hani şairin dediği gibi, şapkamın altında, yaşayıp gidiyorum.

 

Belki de sözünü ettiğimiz küçük sevinçlerdir, başka bir deyişle küçük mutluluklardır. Ya da huzurdur; derin bir soluk almaktır, yaprakların kızardığı bu sonbahar gününde.

İnsan, Türkiye’de yaşayıp evrene, dünyaya, topluma, kimliğe, inanca, etiğe dair sorular soruyorsa cesurca; sorguluyorsa tüm bunları korkusuzca, çok zordur mutlu olması...

Gel biz, küçük sevinçler üzerinde konuşalım; illâ mutluluk diye bir tanım getireceksek; o zaman sohbetimiz küçük mutluluklara dair olsun...

Şimdilerde küçük bir sevinç yüreğimdeki. Kitaplığımı düzenliyorum, sonunda. Taşınmalar, büyük aşklardan, tutkulu ilişkilerden sonra gelen ayrılıklar gibidir; insan uzun bir süre kendine gelemez.

Aylar geçer, ayrılığın hüznü gibi, kitaplar da ilk yerleştirilişin dağınıklığıyla öylece durur.

Önce el attığım şiir’di hiç kuşkusuz, kitaplığımı düzenleme serüvenime başlarken. İş yapma sevinci bir süre kesintiye uğradı.

Çünkü uzun bir zamandır, yüreğimi burkan bir şey vardı; üç şiir kitabım eksikti, dağınık da olsa şiir kitaplarımın içinde. Birileri tarafından alınmışlardı. Bir türlü gelmiyorlardı. Alanlar bir türlü getirmiyorlardı, ne hikmetse...

Biri Nâzım’ım, biri Cemal’in, biri de Turgut’un kitaplarıydı.

Ben şiir kitaplarımı buruk bir sevinçle düzenlenmesini tamamladığımda, rastlantı bu ya; üçü birden geliverdi.

Şimdi, ayrılığına bir türlü alışamadığım ve ha bire özlem acısıyla yandığım o üç kitap günler sonrasında, şiir kitaplarımın arasında; işte küçük bir sevinç, küçük bir mutluluk.

Yetmez mi, abarttım mı?

Belki de sen haklısın sonsuz mutluluk diye bir şey vardır; belki de kimileri de tatmıştır bunu; belki sen de tattığın için, şayet tatmışsan ve tanımın başında “sonsuz” varsa hâlâ yaşıyorsun demektir...

Evet, belki de insanoğlunun peşinden koştuğu da bir şekilde budur. Sonsuz bir mutluluk. Hiç kuşkusuz amacı, dünyayı değiştirmekten çok, kendini mutlu kılmak, kimseye açıklayamadığı kendi ego’sudur.

Dünyayı değiştirmek, güzelleştirmek, daha yaşanır kılmak adına yaptığı her yeni şey, her başarı dolayısıyla kendi mutluluğunu sürekli kılan, ben merkezci bir tatmindir...

Aslında biliyorum kafanın içinden geçenleri; sen sonsuz mutluluğu üç harfle özetlemek istiyorsun ki buna da asla karşı çıkamayacağımı biliyorsun.

Sonsuz mutluluk aşk mıdır? Ama aşklar bitmez mi? Bana, sonsuz aşkların da mı olabileceğini söylemek istiyorsun?

Kim bilir, belki de... milyarda bir, belki...

Ama, “nasıl”dır sonsuz aşklar; nasıl, öyle “ölünceye” kadar sürüp gider. Yoksa, toprakta sürekli biten çimen gibi mi?

 

(1999;Yaşamın Kendisidir Aşk, Özgür yay. 2. Basım, 2008)

 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş