Suçsuzum, Yine de Yeni Sayfa

“pazartesi yazıları”

Suçsuzum, Yine de Yeni Sayfa!

 

Hiçbir suçum, kabahatim yok! Bir süredir arkadaşlarımdan, tanıdıklarımdan, okurlarımdan mesaj alıyorum (facebook’tan). Sitem dolu ki kendi açılarından çok haklılar: “Beni niye arkadaşlıktan çıkardın, hayırdır…”, “Hocam beni arkadaşlıktan çıkarmışsınız…” gibi başlayan mesajlar. Kimseyi arkadaşlıktan çıkarmadım ama önce kendi facebook öykümü anlatmalıyım.

Bir buçuk yıl kadar önce, yayınevimizdeki iki genç arkadaş, “facebook”ta sayfa açmam, grup kurmam için (şiddetle) öneride bulundu. Hatta öneri ötesiydi söyledikleri. Sanki, çok büyük bir ayıp yapıyordum! Sanki Avrupa’nın en “uygar” kentinin en işlek caddesinde, kırmızıda karşıdan karşıya geçiyordum! İletişim için, paylaşmak için, okurlarla diyalog için vb. vb. olmazsa olmazdı onlara göre facebook!

Kuşkusuz haklıydılar. Yaşam başka türlü evriliyordu, nasıl dışarıda kalacaktık! Kalabilir miydik?! Onların bu topyekûn baskılarından kısa bir süre önce, Cunda Adası’ndaki (Kapya Hotel) bir haftasonu tatili sırasında altı kadınla tanışmıştım. Yaşları yirmi ikiden elliye uzanıyordu. Farklı bir topluluktu, son derece keyifliydiler ve havuza girip bilgisayarın başında bira içiyorlardı! Ben de yan masada –yirmi iki yıl önce bugün trajik biçimde yitirdiğimiz– Cemal Süreya’nın şiirlerinden hazırladığım “Üstü Kalsın” adlı gösteri metninin son okumasını yapıyordum.

Bilgisayarda, genç olanlar büyüklere facebook kullanımı üzerine adeta kurs veriyordu; bu hanfendiler de o sırada facebook’u hemen keşfetmiş, dolayısıyla dünyayla arkadaş oluvermişti! Böylece dost olduk, hâlâ da öyleyiz. Neyse İstanbul’a döndükten sonra, altı etkileyici hanfendinin facebook ile dansının ardından bizim iki genç arkadaşımızın baskısıyla karşılaşınca, ben de kendimi facebook denizine attım; bir de edebiyat grubu kurduk. Gördüğüm ilgi dolayısıyla herkese binlerce teşekkür ederim yeri gelmişken.

Aradan bir yıl geçti, bu yılın Eylül ayının sonlarında, birtakım teknik nedenlerden dolayı edebiyat grubunu kapatmıştık ama sayfadaki arkadaş sayım da üç bine yaklaşmıştı ki sayfam çöktü, çökertildi ya da hac’lendi; işte öyle bir şey! Çok da anlamadım ya! Sonuç olarak yeni bir sayfa açtım. Bu durumu da Özgür Edebiyat’ın facebook sayfasında kısaca belirtmiştim.

İnsanın zaman zaman yapması geken bir şey bu, hayata yeni sayfa açmak. Açmak için açmak değil de; açma isteği yüreğinde kabarınca… Kuşkusuz facebook’taki yeni sayfa açma edimim, bundan biraz farklıydı!

Ancak karşıma başka sorunlar çıkmıştı. Birincisi, yeni açılan sayfalarda kota varmış, herkesle arkadaş “olamıyormuşsunuz”; bunu da bir öğrencimden öğrendim. Dolayısıyla istediğim gibi arkadaşlık öneremiyorum (ekleyemiyorum!)! İkincisi, birilerileri benimle arkadaş görünüyor ama ben onlarla görünmüyorum hatta bir ara mesaj bile gönderemiyordum vb. vb.

Özcesi yeni bir sayfam var şimdi; öncekiler hiç darılmasın benim dışımda gelişti her şey, ayrıca yine öncekiler benden de beklemesin, arkadaşlık önersin (eklesin!). Bir kez daha gösterilen ilgiye binlerce teşekkür... Görüldüğü gibi, geçen yıl Cunda Adası’nda karşılaştığım o altı hoş hanfendi kadar hızlı olmasa da, ben de yavaş yavaş öğreniyorum: sanal dünyada yeni “pencere”ler açmasını…

 

 

9 Ocak 2012, Pazartesi, Kabataş

 

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş