Sütun Bacaklar İonya'dan Olmalı

SÜTUN BACAKLAR İONYA’DAN OLMALI

 

bekliyorum elimde fotoğrafın bir otobüs durağındayım

epeydir bekliyorum merakla otobüsler geçiyor geçiyor

inmiyorsun oysaki otobüse binmeyi hiç sevmem ki

sanki sen de hiç binmezmişsin gibi görünüyorsun

ben binmiyorum sen de binmezsen neyi bekliyorum

belki inişini bekliyorum kısa eteğinde bacakların çıplak

peki niye otobüs durağı belki o güzel şiirdeki karanfil için

hani hem yerçekimli olup hem elden ele dolaşan karanfil

gerçi bende tek bir gül var bir elimde kırmızı kırmızı açmış

babamın özel güllerinden haziranda açan o güllerden

kim bilir belki de şehirlerarası bir otobüstür seninki

otogara gidiyorum çığırtkanlar yanımda çok gürültü

görültüye dayansam daha beklerim de çok kalabalık

şimdi metroya gelip bekliyorum bunlar da tren sırayla

geliyor gidiyor geliyor gidiyor yoksun inmiyorsun

niye metrodayım bilmiyorum gerçi metroya binerim

bir şey var onu unutmuşum sen vagondan indiğinde

çıktığında demem gerek otobüsle karıştırdım aklım sende

bacaklarını nasıl görürüm bir çift sütun kökü ionyada olmalı

niye ha bire bacaklar diyeceksin utanmaz bir tapınç mı

içe çağıran gözler yok mu ne güne duruyor kuytu gamzeler

ya parmaklar zarifliğin gizlenmiş hatları uçuşan saçlar ki

kumrunun hafiften kanat çırpışı dişi kumru pencere önünde

hafiften de dönmüşsün hınzır bir gülümseme gamzelerinde

otobüsten inmediğin için koşup metroya gelmiştim ya

üstelik vagondan çıkış otobüs gibi olmaz hem de hiç olmaz

yine şu bacaklar meselesi istersen fetiş de ama ionyadan

yine inmiyorsun vagonlar sıra sıra durağa mı dönsem

yoksa havaalanına mı gitsem uçaktan da çok korkarım

belki oraya da gelmezsin gerçekten ineceksen beklerim

hani uçak merdiveninden alana insen bir düşün aşağısını

silme fotoğrafçı ion sütunu bacaklar ama modern ânlar

ya şu ünlü merdivenlerden insen keşke insen diyorum

hani hep çıkılan ağır ağır sonbahar etekleri sararmış zaman

erotik şarkılar söylerim ben de sesim bettir yine söylerim

o inişi izleyen herkes söyler de şarkılar bile besteler

henüz tanışmadık belki onun için bekliyorum buralarda

otobüs durağı mı otogar mı metro mu havaalanı boş ver

en çok yaşlı istasyonları seviyorum büyük taşlı duvarlar

merkezden uzak yalnızlığın ıslığı dört yanda asılı kalmış

orada beklerim işte orada tanışırız seninle geldiğinde

bir elimde fotoğrafın ötekinde kırmızı haziran gülü

artık otobüs durağına hiç dönmem burayı çok sevdim

ne metroya otogara havaalanına zaten uçaktan korkarım

birden aklıma geldi bir boğaz iskelesinde beklesem hevesle

şu eskilerden en iyisi oraya gitmek vapur yanaşmadan

şehirhatları vapuru içindeki tek yolcu sensin beklenen

yüksek topuklar dağ doruklarında çıplak kadın bacakları

gamzelerin yanında her sabahki gülümsemeni de almışsın

orada tanışırız seninle eski bir iskelede vapur yanaştığında

boğazın en ucu olsun ki sonra birlikte dönelim gerisin geriye

kıyı kıyı döneriz iskele iskele martılar nasılsa simit peşinde

söze veriyorum ay da çıkıverecek bizim dönüşümüzde

sana da o kadar çok yakışır ki ay gül gibi belki adın da bu

tanıştırılmadık ama senin adın ayın ilk doğuşu olmalı

ya da başka bir şeyin ilk doğuşu olmalı güneş venüs belki

ne hikmetse ben sana ayı yakıştırıyorum venüs de olabilir ya

şimdi bir boğaz tepesinde yükselmekte yanan turuncu top

birden düşülkesi kuruluyor etrafımda mavi sarmalıyor beni

çok heyecanlanıyorum gelmişsin ya iskeleye çıkıyorsun

kısa eteğinin altında uzanan ion sütunu bacakların çıplak

kalbim durdu duracak bunca zamana niye bu kadar sâkindi

neyse şu ân bulutların üstündeyim hep olmak istediğim yer

akşamın içinde kaybolmuşum karşı kıyıda turuncu top

şikâyetim yok gerçi kış biraz soğuk ama bu da hayal zaten

yükselince insan geçmişi görüyor mitolojiden mi geliyorsun

mitoloji değil o soyut sen daha somutsun antikite olmalı

aslında ilk teşhis en doğrusu ionya demiştim ya evet o işte

sütun bacakların alıp götürmüştü beni ilk bakışta ionyaya

ki o sütunlar bizim müzelerde bile var nasıl kalmışsa

kendimle tartışmayı bırakıp beklemeliyin pardon önce hayal

ionyadan geliyor varlığın kim bilir bir anadolu prensesi

hayal bu ya çok yükselmişim uludağ bile parlıyor karanlıkta

sonunda bunun inişi var hayal düş de olsa düşmemek gerek

nerelerde yanlış yaptım ki beyaz iskeleye de gelmiyorsun

mehtap iyice tepemde sular lacivet kıyılar karşıda tek tük ışık

bekliyorum hep bekliyorum gelmiyorsun hiç gelmiyorsun

ahşap beyaz küçük samimi ıssız iskeleye kayık bile uğramıyor

unutmuş olmalıyım vapur yanaşmaz buraya şehirhatları

tüm seferler kaldırılmış ama istanbul ben iskele bekliyoruz

martılar bir tane karabatak yosun kokusu dipteki mercan

karga sesi henüz sabah olmadı iskeleye çarpıyor dalga

balıkçı teknesi karanlıkta geçiyor içten takmalı motoru

bir vapur düdüğü bile seni bekledi boğazın en çok geleneği

hepsi hepimiz dönüp dolaşıp bekledik durduk gelmedin

gamzelerin gelmedi gülümsemen gelmedi sabahki olan bu

ellerinin her yere gizli gizli taşıdığı parmakuçların da gelmedi

bacakların da bir çift sütun ben ion diyorum sen dor de istersen

gelmediler hiçbiri hiçbir ân gelmedin hiçbir kez hiçbir yere

hepsi hepimiz dönüp dolaşıp bekledik durduk gelmedin

en çok ben bekledim bundan sonrası şehirlerarası arzu

9-10 Ocak 2012, Kabataş, İstanbul


(Yokluğuna Başkaldırı Aşk, Özgür yay. 2015)