Tevfik Fikret Müzesi

TEVFİK FİKRET MÜZESİ

 

Aşiyan yollarından ses versem duyar mısın?

 

Yoksa İstanbul’un en güzel yeri mi? Ağaçların arasından ve aşağıda Boğaz’ın maviliği. Bir zamanlar Tevfik Fikret’in oturduğu ev, mezarı da bahçesinde, tepedeki, Aşiyan bu, küçük iki katlı şirin bir ev. Eski, ne zaman görsem hep bakımsız, içeri girdiğinizde bir şairin kişisel ve yazınsal tarihinden izler…

Fikret “Sis” şiirini burada yazmamış; yine de her gelişimde o şiiri anımsarım çünkü Fikret dendiğinde, insanın aklına önce “Sis” gelir. Bir başka İstanbul, yüz yıl öncesinin şehri siyasî haliyle ele alınmıştır; bir özgürlük çığlıdır. Bugünkü dille özgün halini anlamak güç olsa da şiirin son iki dizesi:

 

Örtün, evet ey hâile… örtün, evet, ey şehr;

örtün, ve müebbet uyu, ey fâcire–i dehr!..

 

Burası müze olduğu için açık saatleri ve günleri öğrenip öyle randevu vermeniz gerekir. Giriş serbesttir; herhangi bir ücret alınmaz. Evin önündeki setteki banklara oturup Boğaz’ı izlerken, uçup gitme, yeryüzü maviliğinde yok olma duygusudur atardamarlarınızda atan. Bir de çay olsa! Ne yazık ki böyle bir servis yok; olsa güzel olurdu çay kahve.

Zaman zaman öğrencilerimle ders yaptığım bir mekân, eskiden bir-iki etkinlik (toplantı) de yapmıştık. Bir keresinde, sanki dün sanki yıllar önce, yanımda o vardı; adı gizli olan, kimselerin bilmediği ve kimseye söylemediğim kadın! Aşk, karşılıksız aşktı, giderek dostluk sevgisine dönüşmüştü ki bu kez karşılıklıydı; bu da yaşamı güzel yapan bir durum aslında.

İlk başta bir başka yerde buluşup gidilecek bir yer gibi gelse de bence, bir aşkın ilk titreşimleri başlamışsa, işte o titreşimler bir yangına burada dönüşebilir; aşkın yangınıdır bu, korkmamak gerekir. İnsan olarak hepimizin başından geçmeli. Aman ateşe dikkat edin, asırlık ahşap bina yanmasın!

Boğaz’ın incisi aşiyan tepesi, gerçek bir şairevi. Lise yıllarından gelen Zeki Müren’in şarkısını özellikle yokuşu çıkarken, köşkün merdivenlerini tırmanırken hep çok içten mırıldanırım:

 

Gönül penceresinden ânsızın bakıp geçtin

Bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin

 

Köşkün bahçesine çıkınca, şöyle öne doğru da gelince, şarkı falan kalmaz, çünkü Boğaz çarpar insanı. Aşağıdaki mavinin serinliğini sanki içinizde duyumsarsınız; az çok her zaman esinti vardır; hayaller içinde yok olursunuz, düş ve hayal iç içedir: sanki bir rüya âlemi… En güzeli birazdan gelecek oluşudur; buluşmak için daha büyüleyici neresi olabilir?

Birlikte bir uçuş ağaçların, çiçeklerin baharsa erguvanların arasından maviye, Boğaz’a doğru; tabii ki şiirsel bir uçuş olmalı!

 

 

 

(İstanbul’da Âşıklar İçin Buluşma Yerleri, Özgür yay. 2010)

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş