Yine de İyi Yıllar...

 

“pazartesi yazıları”

Yine de İyi Yıllar…

 

Yeni yıl bir umut mu? Aslında bir kandırmaca, 31 Aralık’ın 1 Ocak’tan ne farkı var? Ya da 2 Ocak’ın 30 Aralık’tan! Yeni yılda umut dileniyor, sağlık dileniyor, iyi geçmesi dileniyor ama yeni yılda bunlar gerçekleşek mi? Olabilir mi? Örneğin, insanlar özgürce anadilleriyle konuşabilir mi, yazabilir mi? İşkence durabilir mi, haksızlık azalabilir mi, cinayetler, savaş, şiddet birazcık da olsa azalabilir mi? Fikir özgürlüğü olabilir mi? Ne bileyim, basın istediğini yazabilir mi? Sansür ortadan kalkabilir mi? Soruları çoğaltmak olanaklı…

Yeni yıl diye, birileri diliyor diye, bunlar gerçekleşebilir mi? Bu sorunlarda, sırf yeni yıl diye, 31 Aralık ya da 1 Ocak diye birazcık da olsa yol alınabilir mi? Ya da birileri böyle olmasını diliyor diye?

Üstelik kapitalizmin en görkemli tüketim günlerinden biri yeni yıl! Başka bir açıdan baktığımızda da dünyanın bazı ülkelerinde, 31 Aralık yılın son günü değil, 1 Ocak da ilk günü değil, başka takvim kullanılıyor; ne var ki kaçınılmaz, çok çok uzun bir zamandır insanlık tarihini Batı yazıyor. Yine de insanların bu tür dileklere, umut etmeye ihtiyacı var; anlaşılır bir durum.

 

***

 

Yılın son günlerinde, İçişleri Bakanı’nın dediklerini bir kenara bırakalım, “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı” basın toplantısında şöyle demiş:

 

“… Mesela bir araba kullanırken bile kursa gidiyorsunuz, sertifika alıyorsunuz, nasıl arabakullanmanız gerektiğiyle ilgili. Ama evlilik birliği dediğiniz, ömür boyu devam edilmesi gereken ve toplum açısından çok önemli bir müessese. Evlilik kurumunu güçlendirmenin yolu çiftlerin bir ön eğitimden geçmesi. Yaşama ihtimali olan sorunları ona baştan söyleyip bunu nasıl yöneteceğini, buna karşı nasıl davranacağını anlatacağımız bir modeli ortaya koymamız lazım. 

Bir takım yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları bunu çok başarılı şekilde çalıştılar. Ben kendi şehrimden biliyorum. Üniversitenin, milli eğitimin, sağlığın, müftülüğün içinde olduğu bir eğitim programında birçok eşin şunu dediğini duyduk, 'Ben eşime teşekkür etmediğimi bilmiyordum, ama onun teşekkür beklediğini de bilmiyordum. Bu eğitim sayesinde farkındalığımız arttı, bilincimiz yükseldi ve birbirimizi daha iyi anlamaya başladık.' Biz o yüzden Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde de bunun çalışmasını yapıyoruz.”

 

Bakanın konumu gereği aileyi ve evliliği savunması doğal ama sanırım araba benzetmesi biraz tuhaf; bu da ataerkil ve de çok eski olan bir söylemin bir uzantısı. Zaten bakanlığın adında “aile” olması çok tartışmalı bir konu ya, neyse bunu geçelim. Söylediklerini –George Orwell’in1984 adlı romanını çağrıştırması bir kenara– anlamak zor! Kaldı ki evlilik denen “kurum” ya da yaşam biçimi, pek de insana uygun bir durum ve yaşam biçimi değil. 21. yüzyılda böyle demek, özgürlüğünü bireyliğini isteyen “insan” için pek yanlış olmaz! Tabii ki evliliksevenlere diyecek bir şey yok, isteyen bir ömür boyu evli kalabilir ama kendi adıma bir erkeğin ya da bir kadının aynı erkek ya da aynı kadınla ömür boyu birlikte olmasını, birinin ömür boyu aynı kişiyle sevişmesini pek anlayamıyorum, aklım pek yatmıyor.

Evliliğin kökenide ekonomik mesele var, klan ile ilgili iç mesele var, sonra toplumsal sistemi ayakta tutması için çeşitli yasalar var, cinselliğin meşrulaştırılması var vb. vb. Bu tür özelliklere gelenek, töre vb. eklenince, üzerinden de iyi politika yapılınca apirori bir “kurum” ve düşünce çıkıyor karşımıza! Ama hayat öyle değil!

Tabii ki evlenmek isteyen evlenir, bir ömür boyu yaşamını biriyle geçirmek isteyen geçirir (bu nasıl oluyorsa, bunu insan etik açıdan becerebiliyorsa doğrusu bravo). Ama yukarıda Bakan’ın söylediği “kurs, sertifika, eğitim” araba ehliyetiyle örneklediği evlilik için gerekli değil; “yurttaşı”, birey-özgür kişi, düşünen kişi, okuyan-yazan kişi, tiyatroya-sinemaya gitmesini bilen kişi, sosyalleşmiş kişi, düşence özgürlüğünü savunan kişi, hoşgörülü kişi, demokrat kişi vb. vb. “yapmak” için gerekli!

Yine de iyi yıllar!

 

 

Pazartesi, 2 Ocak 2012, Kabataş.

Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
Facebook'da Paylaş